Konarga
Konarga, tavukların gece dinlenmek ve uyumak amacıyla üzerine kondukları odun veya sırık benzeri yapıyı tanımlar.
6.445 denetlenmiş ve yayımlanmış madde. Terimler kalite kontrolünden geçerek yayımlanır. Bilimsel açıklamalar kaynaklı yeni sürümlerle genişletilir. Bu liste çalışma sürdükçe güncellenir.
Konarga, tavukların gece dinlenmek ve uyumak amacıyla üzerine kondukları odun veya sırık benzeri yapıyı tanımlar.
Konan, henüz doğurmamış olan ve genellikle üç ila dört yaşında bulunan genç kısrak için kullanılan terimdir.
Köknarlık, köknar türü ağaçların yoğun olarak bulunduğu ormanlık alan veya doğal yaşam ortamı.
Köklenme, bitkinin kök tutması veya kök salması sürecini ifade eden tarımsal bir terimdir.
Kökçük, ana kökün dallanmasıyla meydana gelen ikincil kök yapılarını ifade eden bir tarım terimidir.
Koful zarı, kofulların çevresini saran sitoplazma yapılı ince örtüdür.
Koçala, baklagil bitkilerinin meyveleri hasat edildikten sonra geride kalan kuru sap ve yaprak aksamı.
Kızılgeren, toprağı kırmızı renkte ve sert yapıda olan bölgeyi ifade eden bir arazi terimidir.
Kıvrımlı tomurcuk yaprağı, yelpaze şeklinde kıvrılmış veya kıvır tomurcuk yaprağı olarak tanımlanan bitki organıdır.
Kısır düğe, boğaya verildiği halde gebe kalmamış olan genç sığır.
Kısa dal, boyu sınırlı ve yapraklanmanın sıkışık olduğu küçük bitki dalı.
Kirpiksi, biyolojik yapılarda kirpiğe benzeyen özellikleri veya kirpikle ilgili durumları ifade eden sıfat.
Kirinti, otların biçilmesi amacıyla kullanılan orak veya tırpan gibi araçlar.
Kirinte, içerisinde bir miktar un barındıran kepek.
Kirdüıen, derilerin yüzeyinde kalan et ve yağ tabakasını temizlemek amacıyla kullanılan geleneksel bir alet.
Kırdoğu, başı ve bacakları beyaz renkte olan koyun veya keçi türü küçükbaş hayvan.
Kilovat, elektrik gücünü ifade eden ve bin vatlık birimi temsil eden ölçü birimidir. Genellikle Kw kısaltması ile gösterilir.
Kılkıvnk, yumurtadan çıkamayan veya yumurtası ölü olan civcivdir.
Kılıç bacaklılık, atlarda görülen ve ayak bilek açısının yüz elli derecenin altında kaldığı bir duruş bozukluğudur.
Kıdıt, dış kabuğu içindeki çekirdeğe sıkıca yapışmış ve kolayca ayrılmayan ceviz türüdür.
Kıbrıs ansı, anayurdu Kıbrıs olan ve sarı renkli olmasıyla bilinen bir arı ırkıdır.
Ketenek, arı kovanlarının korunması ve barındırılması amacıyla inşa edilmiş küçük ölçekli kapalı yapı türüdür.
Kestanecik, atın gelişimini tamamlayamamış iç parmaklarından birini betimleyen bir anatomik terimdir.
Kestane karası, geleneksel olarak 28 Eylül tarihinde esmeye başlayan kuzey rüzgarını tanımlayan bir hava durumu terimidir.
Kesik göğüs, böceklerde arka kesiti böceğin uzun eksenine dik bir açıyla bulunan öngöğüs yapısını tanımlayan morfolojik bir terimdir.
Kesici kenar, pulluk uç demirinin toprağı yatay düzlemde kesen kısmını tanımlayan teknik bir terimdir.
Kertlek, küçük boyuttaki salatalık veya hıyar çeşitlerini ifade eden halk arası bir terimdir.
Kertilmek, atların hareket halindeyken kendi ayaklarını çarparak bacaklarında yaralanma oluşması durumu.
Kersen, ekmek hamurunun fırına aktarılmasında kullanılan ve birden fazla bölmesi bulunan tekne.
Kerevides, göl ekosistemlerinde yaşamını sürdüren ve Cambarus cinsinden olan bir istakoz çeşididir.
Kera, uç kısmında çengel bulunan ve genellikle çobanlar tarafından kullanılan bir değnek çeşididir.
Kenzi, iri yapraklı maydanoz anlamına gelir. Kep ise kuru soğanı ifade eder.
Kenotoksin, yorgun organizmaların kanında bulunan toksik etkiye sahip madde.
Kemirdek, henüz olgunlaşmamış ve gelişimini tamamlamamış kavun meyvesini tanımlayan halk arası bir kullanımdır.
Kel kaya, üzerinde bitki örtüsü bulunmayan, tek parça olmayan taşlık alanlardır.
Kefuk, kenevir bitkisinden elde edilen liflerin ayrıştırılmasından sonra geriye kalan kurumuş sap kısmıdır.
Kayısı gülü, sarı renkte açan ve küçük yapılı çiçeklere sahip olan bir gül çeşididir.
Kaygın, gebe veya doğurganlığı yüksek olan deve için kullanılan geleneksel bir terimdir.
Kavel, hd. Yeşil kabuğu soyulmuş ceviz.
Kavaleta, derilerin iç yüzeylerinde kalan et kısımlarını kazıyarak temizleme işlemidir.
Katlı tomurcuk yaprağı, orta damar üzerinde kıvrılmış konumda bulunan tomurcuk yaprağıdır.
Katıncı, oğlakların bakımını ve beslenmesini üstlenen kadın işçidir.
Kasın, sel sularının taşıyarak belirli alanlarda bıraktığı kum, çöp ve mil birikintisi anlamında kullanılan bir terimdir.
Karma bez, hem içsalgı hem de dışsalgı üreten, pankreas gibi iki farklı işlevi bir arada barındıran bez tipidir.
Katalizör, katalitik bir etkinin ortaya çıkmasına yol açan madde.
Karlı bölge, kar yağışının diğer yağış türlerine kıyasla daha baskın olduğu coğrafi alanları tanımlar.
Karıncalanmak, ipekböceklerinin ilk uykularına yatma durumunu ifade eden bir terimdir.
Karbon, kömürlerin ana bileşenini oluşturan ametal bir elementtir.
Karagözçiçeği, börülce bitkisinin halk arasında kullanılan alternatif adlarından biridir.
Karadene, halk arasında burçak, fiğ, mercimek ve nohut gibi baklagil bitkilerini tanımlamak için kullanılan yerel bir terimdir.
Kara yeli, genellikle gece saatlerinde karadan denize doğru esen rüzgarı belirtir.
Kaponlaştırma, erkek kümes hayvanlarının çeşitli cerrahi veya hormonal yöntemlerle ene edilerek kısırlaştırılması işlemidir.
Kapis, değirmenciliğinde, değirmenin tahıl öğütme hizmeti karşılığında aldığı un miktarı olarak tanımlanır.
Kapalı nal, ayak tabanının yan kısımlarını çevreleyerek koruma sağlayan geniş kollu bir nal çeşididir.
Kanat ucu, tarımsal ekipmanlarda uç demirinin kesme kenarının arka kısmı.
Kan portakalı, içi kırmızı renkte olan bir portakal çeşididir.
Kan plâzması, dolaşan kanın hücreli elemanları dışındaki sıvı kısmını oluşturan gözlerarası maddedir.
Kalker katı, kalsiyum karbonat ile çimentolanarak sertleşmiş toprak yatayıdır.
Kakıldaşmak, tavukların hep birlikte gıdaklaması.
Kaim un, dokunulduğunda yağlı bir hissiyat oluşturmayan, kaba veya iri tanecikli şekilde öğütülmüş undur.
Kahlık, kurutma amacıyla hazırlanmış ve işlenmiş elma ürünlerini tanımlayan bir terimdir.
Kağnıtozu, bal üretiminin yoğun ve bol olduğu mevsimi ifade eden tarihsel bir ifadedir.
Kaçınkara, levrek balığının standart boyuttan biraz daha küçük olan bireylerine verilen isimdir.
Kabuksu, yapısal olarak kabuğa benzeyen, kabuk gibi veya kabuk biçiminde olan organ veya doku parçasıdır.
Kabakulak, tütün yetiştiriciliğinde sapı olmayan çeşitlerden iri ve büyük boyutlu olanları tanımlamak için kullanılan terimdir.
Juncus, kofa ve hasırsazı olarak bilinen bitki cinsidir. Juncus communis türü hasırotu olarak adlandırılır.
Jiruet, rüzgârın estiği yönü belirlemek amacıyla kullanılan meteorolojik bir aygıttır.
Isobar, meteorolojide eşit atmosfer basıncına sahip noktaları birleştiren eğridir.
İşlek, arıların kovana giriş ve çıkış yaptıkları dar açıklıktır.
Islak, kendirin suya basılarak liflerin ayrıştırılmasını sağlayan özel havuz veya tekniktir.
İskoç greytavuğu, yumurta verimi yüksek olan ve lezzetli bir ete sahip bulunan İngiliz kökenli bir tavuk ırkıdır.
Işıkla balık avı, balıkçı teknesinin önüne bir ışık konularak gece vakti gerçekleştirilen av yöntemidir.
Isik, halk dilinde sıcağın etkisiyle sararmış buğdaya verilen addır.
Involurel, involukrumun durumunda ikinci derecede yer tutan yapıyı ifade eder.
Intin, polen hücrelerinin plazma içeriğini dış etkenlerden koruyarak saran ince zar tabakasıdır.
Infested wifh verinin, böceklerle istila edilmiş, zararlının yoğun bulunduğu veya böceklenmiş olma durumunu tanımlar.
Indian shot "Flowering reed”, Hint ararotu olarak bilinen, marzavan veya hint kamışı benzeri görünüme sahip bitki.
Indian senna "Tinevelly senna plant", Hint kökenli, sinameki bitkisinin bir varyetesini ifade eden tanımlama.
Imbıl, yüz metrekarelik ölçü birimiyle ifade edilen tarla veya evlek anlamına gelir.
İmbik, sıvıların damıtılması amacıyla kullanılan distilasyon aygıtıdır.
Ilâgan, geleneksel yöntemlerle pekmez kaynatmak için kullanılan geniş ve derin kaplara verilen isimdir.
İkinci güzlük, Kasım ayından on gün sonra ekilen hububat veya ekin çeşidini tanımlayan bir terimdir.
Ikileci, bir yıl yavru doğurup takip eden yılda doğurmayan kısrak için kullanılır.
Ikibaşlılık, bir canlının üzerinde iki ayrı baş yapısının bulunması durumunu ifade eden gelişimsel bir anomalidir.
İki derili, embriyonun gastrula devresinden önceki evresinde sahip olduğu iki katlı yapısal durumu belirtir.
Ihcak, eski kullanımda kara eriği tanımlayan bir terimdir.
Iç diz uru, hayvanların bilek bölgesinin alt iç tarafında ortaya çıkan kemik yapılı şişlik.
Iç bezelye, dış kabuğu ayıklanmış ve sadece yenilebilir tane kısmı kalmış bezelye ürünü.
Ibiklikazma, iş görürken sivri kısmı kesici bir ağız gibi çalışan, toprak işlemeye veya benzeri tarımsal faaliyetlere uygun kazma çeşididir.
Hyomandibulare, omurgalı hayvanların iskelet yapısında bulunan dil yayının bir parçasıdır.
Huttegeın ördeği, erken döle yatan ve mavi gagaya sahip olan Belçika menşeli bir ördek ırkıdır.
Hurda incir, üzerinde leke, çatlak veya şekeri akmış belirtiler bulunan ve ticari değerini yitirmiş küçük boylu incir türüdür.
Hümik, hümüs içeren veya bu maddeden türemiş olan yapılar için kullanılan tanımlayıcı bir terimdir.
Hurda, çapa ile işlenen toprağın yüzeyinde oluşan ince ve gevşek toprak parçalarıdır.
Hothot, omcadan budanan ince çırplara verilen yerel veya teknik bir addır.
Hotare, harman alanında tarım ürünlerinin saplarından oluşturulan büyük yığınlara verilen addır.
Horomcu, otu desteleyen ve yığın yapan kişi veya meslek erbabı için kullanılan eski bir tabirdir.
Holü, halk dilinde kullanılmak üzere bir tavuğun altına kuluçkaya yatırılan tek yumurtaya verilen isimdir.
Hırlur, bulgur taneciklerini özünden ayırmak ve temizlemek amacıyla kullanılan bir çeşit araçtır.
Hint gülü, dik yapılı ve yaygın bir gövde gelişimi gösteren süs bitkisi türünü tanımlar.